Diğer DW Blogları DW.COM

Buluşma Noktası

Türk ve Alman kültür dünyası burada buluşuyor

Dolmuş Berlin’de

Vaktim olursa İstanbul’un sarı taksileri yerine dolmuşa binmeyi tercih ediyorum.

Dolmuş, adı üstünde, harekete geçmek için dolmayı bekleyen bir taşıma aracı.

Eskiden gösterişli Amerikan arabaları dolmuş olarak kullanılırdı. Günümüzdeyse yolcular değnekçilerin düdük çaldığı duraklardaki minibüslere biniyor.

Tarih

23.10.2012 | 07:30

Paylaş

Geri bildirim

Yorum yaz

Karaköy atölyesi

Overview O in der Universität Mannheim

Mannheim Üniversitesi’ndeki “Overview O” çalışması

İki Boğaz köprüsünün ayakları İstanbul’un dinamizmini sembolize edercesine göğe tırmanıyor. Ancak çoğu zaman bu köprüler tıkalı oluyor. Denizdeki tek vapur ise şehrin genel manzarasında kaybolup Boğaz’da seyrediyor. Tıkanan trafikten etkilenmediği için son derece yararlı.

Tıpkı bu vapur gibi, sanat dünyasında da büyük kurumlara kıyasla, çoğu zaman nispeten küçük, ama muazzam etkinlikteki girişimler öne çıkıyor. Her şeyden önemlisi bu girişimler, sanat köprüleri kurabiliyor.

Tarih

16.10.2012 | 07:30

Paylaş

Geri bildirim

Yorum yaz

Boğaziçi

Şara Sayın’ın evinin terasında Boğaz’ın o engin sularına ve kıyılarına her göz atışımda, aslında bu şehrin klasik bir “merkez”i olmadığını fark ediyorum.

Doğru, tarihi yarım adası var; Beyoğlu, Tünel bölgesi ve Taksim Meydanı’ndan oluşan “yeni” eski merkezi var; Anadolu yakasında da Bağdat Caddesi bir başka “merkez”. Bunlar aynı zamanda şehrin kültür ve ticaret merkezleri.

Ancak bu şehrin asıl “merkez”i deniz.

Tarih

09.10.2012 | 08:08

Paylaş

Geri bildirim

2 Yorumlar

Şara Sayın

Şara SayınFatih Akın’ın hayal ürünü olan Almanca profesörü Nejat’a İstanbul’daki Alman kitapevini devraldırtmadan çok önce İstanbullu Almanca profesörü Şara Sayın Mühlbauer Kitapevi’nin müşterisiydi. Çok daha eskiden İstanbul Tünel’de “Caron” ve “Kalis” adlı iki Almanca kitap satan iki dükkân vardı. 1943 yılında Alman Lisesi’nden mezun olan Şara Sayın, “Birçok öğretmenimiz Almanca kitaplarımızı Caron’dan değil, Kalis’ten temin etmemizi isterdi. Çünkü Caron’un sahibi Yahudi’ydi” diyor. O yıllarda semtin iş hayatını başta Rumlar olmak üzere, Ermeniler ve Yahudi azınlıklar da belirliyordu. Şara Sayın, “İstiklal, çok dilli bir caddeydi” diyor. Ancak Nasyonal-Sosyalizm’in gölgesi Boğaz’daki eğitim kuruluşunda da kendini hissettiriyordu.

Tarih

03.10.2012 | 10:00

Paylaş

Geri bildirim

Yorum yaz

Kitapçı Mühlbauer

Jochen Proehl

Jochen Proehl

Polistar Galerisi’nden sağa dönüp Hoca Ali Sokak yönünde sürekli yukarı doğru yürüdüğümde, aşağı yukarı 300 metre sonra insanların kaynadığı Tünel Meydanı’na varırım.

“Tünel”, hem son, hem de başlangıçtır aynı zamanda: Dünyanın en eski ikinci metrosu olan Tünel metrosunun son durağıdır ve bu metro eski liman semti Haliç ile eskiden azınlıkların oturduğu semt olan “Galata”da bulunan,  adını aldığı Tünel Meydanı arasında mekik dokur. Tünel Meydanı aynı zamanda “Grand rue de Pera” adı altında bir zamanlar bu semttten geçen efsanevî İstiklâl Caddesi’nin çıkış noktasıdır.

Tarih

01.10.2012 | 08:24

Paylaş

Geri bildirim

Yorum yaz